Birleşmiş Milletler verilerine göre yaklaşık 100 bin Kuzey Koreli, 40 farklı ülkede terzilikten inşaata kadar geniş bir yelpazede çalışıyor. Bu işçiler arasında son dönemde bilgi teknolojileri uzmanlarının sayısı hızla artıyor. Pyongyang yönetimine bağlı bilişimcilerin sahte kimlikler kullanarak Batılı şirketlerde uzaktan pozisyonlara girdiği, kazançlarını yılda 250 ila 600 milyon dolar aralığında ülkelerine aktardığı tahmin ediliyor.
Söz konusu gelir kaynağı, nükleer silah ve balistik füze programları nedeniyle uluslararası yaptırımlar altındaki rejimin finansmanında kritik rol oynuyor. Kuzey Korelilerin bu yöntemle yabancı şirketlerde istihdam edilmesi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Mart 2024 tarihli raporunda da ayrıntılarıyla yer aldı. BMGK kararlarına göre üye ülkelerin Kuzey Kore vatandaşlarının çalışmasını engellemesi gerekiyor ancak uzaktan çalışma modeli bu kısıtlamaları aşıyor.

Yapay zeka destekli mülakat taktikleri
İşe alım süreçlerinde ileri düzey dolandırıcılık yöntemleri kullanan Kuzey Koreli bilişimciler, LinkedIn gibi platformlardaki profillerini yapay zeka araçlarıyla hazırlıyor. Mülakatlarda da benzer teknolojiden faydalanarak kendilerini başkaları gibi tanıttıkları, hatta görüntülü görüşmelerde deepfake benzeri uygulamalar kullandıkları belirtiliyor. CNN'in araştırmasına göre bu kişiler, bulundukları ülkelerdeki aracıların adreslerini ve banka hesaplarını kullanarak finansal izlerini gizliyor.
ABD merkezli teknoloji devi Amazon'un Baş Güvenlik Sorumlusu Stephen Schmidt, geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı açıklamada Nisan 2024'ten bu yana Kuzey Koreli olduğundan şüphelenilen 1800 başvuruyu reddettiklerini duyurdu. Bazı aracıların kiraladıkları ofislerde onlarca bilgisayarı bir arada tutarak laptop çiftlikleri kurduğu, burada birden fazla Kuzey Koreli çalışanın farklı şirketler adına işlem yaptığı tespit edildi. Çalışanlar konumlarını gizlemek için VPN yazılımları ve uzaktan masaüstü uygulamalarından yararlanıyor.

11 ülkenin ortak uyarısı ve fon akışı
ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada ve Avrupa'nın önde gelen ülkeleri 31 Temmuz'da yayınladıkları ortak bildiriyle tehdide karşı uyardı. Açıklamada Kuzey Kore'nin üst düzey yetkinliklere sahip bilişim teknolojileri çalışanlarından oluşan bu ağı, yaptırımları delmek ve silah programlarını finanse etmek için kullandığı vurgulandı. Ağustos ayında BBC'ye konuşan Jin-su takma adlı bir itirafçı, ayda en az 5 bin dolar kazandığını ancak gelirinin yüzde 85'ini Pyongyang'a gönderdiğini anlattı.
DTEX Systems şirketinde devlet destekli siber tehditler üzerine çalışan araştırmacı Michael Barnhart, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: "Kuzey Kore rejiminden gelen kaçak bir çalışanınız olduğunda, o yaptırımları aşarak Kuzey Kore'nin ya iç faaliyetlerini ya da esas olarak silah üretim programını fonluyor." Barnhart, bu operasyonun başlangıçta sadece para kazanma amacı taşıdığını ancak son dönemde çok daha agresif bir boyuta ulaştığını ifade etti.

Veri hırsızlığından fidye yazılımlarına
Barnhart, Kuzey Koreli bilişimcilerin son aylarda şirket içi fikri mülkiyet çalma, şantaj yapma ve fidye yazılımı yerleştirme gibi faaliyetlerde bulunduğunu gözlemlediklerini aktardı. Araştırmacı, "Bu yıl pek çok (Kuzey Koreli) bilgi teknolojisi çalışanının giderek daha tehlikeli hale geldiğini, şirket içi fikri mülkiyeti çaldığını, şantaj yaptığını, fidye yazılımı yerleştirdiğini ve ayrıldıkları işlere fidye yazılımı gönderdiğini gördük." diye konuştu. Özellikle sağlık sektöründeki şirketlerin büyük iş gücü ve hassas veri erişimi nedeniyle hedef alındığı belirtiliyor.
Kuzey Korelilerin toplumsal düzeni derinden kavradığına dikkat çeken Barnhart, "Kuzey Kore denince, çok geri kalmış ve dış dünyada olup bitenlerden bihaber bir ülke aklımıza gelir. Oysa onlar toplumu ve düzenin işleyişini anlıyor." ifadelerini kullandı. İş görüşmelerine girmeleri için başka ülkelerden insanlara para ödedikleri de tespit edilen bilişimciler, mevcut doğrulama yöntemlerinin eksikliklerini sistematik olarak istismar ediyor.
Rejim baskısı altında çalışan kurbalar
Güney Kore merkezli sivil toplum örgütü PSCORE'un Mart 2025 raporuna göre bu bilişimciler zorlu koşullar altında faaliyet gösteriyor. Genç yaşlardan itibaren siber stratejiler için yetiştirilen bu kişiler, genellikle dört ila beş kişilik gruplar halinde sıkışık mekanlarda yaşıyor ve günde 10 saatten fazla çalışıyor. Hareketleri sürekli denetlenen işçilere günde bir kez yürüyüş, haftada bir kez dışarı çıkma izni veriliyor.
Kurallara uymadıkları takdirde psikolojik ve fiziksel baskı gören bilişimciler, farklı zaman dilimlerindeki işler nedeniyle gece mesaisi de yapmak zorunda kalıyor. Jin-su, BBC'deki röportajında çektikleri sıkıntılara rağmen durumu kabullendiklerini şöyle dile getirdi: "Bunun soygun gibi bir şey olduğunun farkındayız ama kaderimize razı olduk. Her şekilde Kuzey Kore'de olduğumuzdan daha iyi durumdayız." Kimliği gizli tutulan bilişimci, Batılı firmalarda yıllarca çalıştığını ve bu süreçte kazancının büyük bölümünü rejime ilettiğini aktardı.
Yorumlar (0)